29 Ekim Cumhuriyet Bayramı / ÖRNEK YAZI -5-

CUMHURİYETÇİLİK
Birçok yazarlar, cumhuriyeti hem bir devlet şekli, hem bir hükümet şekli olarak kabul etmektedirler. Devlet şekli olarak cumhuriyet, egemenliğin bir kişi veya zümreye değil, toplumun tümüne ait olduğu bir devleti ifade eder. Devlet şekillerinin tasnifindekullanılan başlıca kriterlerden biri egemenliğin kaynağı olduğuna göre, cumhuriyetin bu anlamda bir devlet şekli olduğuna şüphe yoktur. Ancak cumhuriyet, aynı zamanda bir hükümet (devlet yönetimi) şekli olarak da kabul edilebilir. Bu anlamda cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu, özellikle bunların oluşumunda veraset ilkesinin rol oynamadığı bir hükümet sistemini anlatır. Böylece cumhuriyet, seçim ilkesine dayanan bir hükümet sistemi anlamını taşımaktadır. Aslında, devlet ve hükümet şekli olarak cumhuriyet kavramlarının birbirleriyle çok yakından ilgili olduğu açıktır. Egemenliğin siyasî toplumun tümünde (millî bir devlette bu siyasî toplum elbette bir millettir) olduğu bir sistemde, devletin temel organlarının millet iradesinin ifadesi olan seçimlerle oluşması tabiîdir. Aynı şeklide, devletin temel organlarının seçimden çıktığı bir sistem, millî egemenlikten veya halk egemenliğinden başka bir ilkeye dayanamaz.
Türkiye’de Cumhuriyeti ilân eden 29 Ekim 1923 tarihli “TeÅŸkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihen Tadiline dair Kanun,” “Türkiye Devletinin ÅŸekl-i Hükümeti, Cumhuriyettir” demek suretiyle, cumhuriyeti bir hükümet ÅŸekli olarak vasıflandırmıştı. 1924 tarihli Anayasa ise, “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” diyerek, cumhuriyete bizce daha doÄŸru olarak bir devlet ÅŸekli niteliÄŸini vermiÅŸtir. Cumhuriyet, daha sonraki Anayasalarımızda da bir devlet ÅŸekli olarak ifade edilmiÅŸ ve Cumhuriyet ilkesinin modern Türkiye bakımından taşıdığı büyük ve tarihî önem dolayısıyle, bu ilkenin bir Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi ile bile deÄŸiÅŸtirilemeyeceÄŸi ve deÄŸiÅŸtirilmesinin teklif dahi edilemeyeceÄŸi hükme baÄŸlan-mıştır (1924 Anayasası, m.102; 1961 Anayasası, m.9; 1982 Anayasası, m.4).
Görülüyor ki, Cumhuriyetçilik ilkesi Atatürk’ün devlet anlayışının temellerinden birini oluÅŸturduÄŸunu gördüğümüz millî egemenlik ilkesiyle çok sıkı iliÅŸki içindedir ye onun tabiî bir sonucudur. Gerçi günümüzün Batı anayasal monarÅŸilerinde, hükümdarın devletin ve milletin birliÄŸini temsil eden bir sembolden ibaret hale geldiÄŸi, bu ülkelerde etkin siyasî iktidarın tümüyle halk tarafından seçilen devlet organları tarafından kullanıldığı bir gerçektir. Bu sebeple, egemenliÄŸin kaynağı hakkındaki teorik düşünceler ve biçimsel kurallar ne olursa olsun, bu tür rejimlerde de millî egemenlik ilkesinin gerçekleÅŸmiÅŸ sayılacağı ileri sürülebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 8 Kasım 1924 tarihli birleÅŸimindeki gensoru görüşmelerinde Mahmut Esat (Bozkurt) Bey tarafından ileri sürülen ve Atatürk’ün Nutuk’ta tasviple deÄŸindiÄŸi ÅŸu görüşler de benzer niteliktedir: “Hâkimiyeti milliye baÅŸka bir meseledir. Cumhuriyet, meÅŸrutiyet, mutlakıyet-i idare, istibdat, yine baÅŸka birer meseledir. Bir kısmı eÅŸkâl-i hükümettir. DiÄŸeri milletin iradesinin infaz ve tatbikidir. Bu dört ÅŸekil içinde, muhtelif ÅŸekilde, hâkimiyeti milliyenin tatbik edildiÄŸini görmekteyiz. Hattâ istibdatta bile bir parça vardır. MeÅŸrutiyette biraz daha fazla, cumhuriyette daha fazla, binaenaleyh bu noktada bu iki ÅŸeyi karıştırmamak lâzımdır. Hâkimiyeti milliye cumhuriyetin tekâmülü demek deÄŸildir. Çünkü hâkimi-yeti milliye ÅŸekil deÄŸildir. Ruh ve esas meselesidir.” Bununla birlikte, millî egemenliÄŸin en mükemmel ÅŸekilde gerçekleÅŸebileceÄŸi devlet ÅŸeklinin, devlet baÅŸkanı da dahil olmak üzere, devletin bütün temel organlarının halk tarafından seçildiÄŸi bir cumhuriyet olması gerektiÄŸi açıktır.
Millî egemenlikle cumhuriyet ilkesi arasındaki bu yakın iliÅŸki gözönüne alındığında, Anadolu’da millî egemenliÄŸe dayanan ve millet iradesinden kaynakla-nan bir rejimin kurulduÄŸu anda, onun aslında bir cumhuriyet niteliÄŸi taşıdığını kabul etmek gerekir. TBMM Hükümeti, adı henüz konmamış bir Cumhuriyetten baÅŸka birÅŸey deÄŸildi. Cumhuriyetin ilânına iliÅŸkin TBMM görüşmelerinde milletvekili Abdurrahman Åžeref Bey, bunu çok güzel ifade etmiÅŸtir: “EÅŸkâli hükümetin tadadına lüzum yok. Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir dedikten sonra kime sorarsanız sorunuz, bu, cumhuriyettir. DoÄŸan çocuÄŸun adıdır. Ama, bu ad, bazılarına hoÅŸ gelmezmiÅŸ, varsın gelmesin.”
Şüphesiz, bir devletin adının cumhuriyet olması ve başında da veraset yoluyla iktidara gelmiÅŸ olmayan bir devlet baÅŸkanının bulunması, mutlaka o devletin millî egemenlik ilkesine dayanan “demokratik” bir rejime sahip olduÄŸunu göstermez. Kendisini cumhuriyet olarak vasıflandırdığı halde, gerçekte ne millet egemenliÄŸi ile ne demokrasi ile hiç ilgisi olmayan devletlerin, tarihte de bugün de pek çok Örnekleri vardır. Oysa, Atatürk’ün Cumhuriyetçilik anlayışı, sadece hükümdarlığın reddi anlamına gelen cumhuriyetçilik deÄŸil, fakat demokratik cumhuriyetçiliktir. Atatürk’e göre “demokrasi prensibinin en asrı ve mantıkî tatbikini temin eden hükümet ÅŸekli, cumhuriyettir. Cumhuriyette son söz, millet tarafından müntehap (seçilmiÅŸ) meclistedir. Millet namına her türlü kanunları o yapar. Hükümete itimat eder ve onu ıskat eder… Cumhuriyette, Meclis, Reisicumhur ve hükümet, halkın hürriyetini, emniyetini ve rahatını düşünmek ve temine çalışmaktan baÅŸka bir ÅŸey yapamazlar. Çünkü bunlar bilirler ki, kendilerini iktidar ve salâhiyet mevkiine, muayyen bir zaman için, getiren irade ve hâkimiyetin sahibi olan millettir; ve yine bunlar bilirler ki, iktidar mevkiine, saltanat sürmek için deÄŸil, millete hizmet İçin getirilmiÅŸlerdir. Millete karşı vaziyet ve vazifelerini suiistimal eyledikleri takdirde, ÅŸu veya bu tarzda, millî iradenin, kendi haklarında dahi tecellisine maruz kalabilirler.”
Klâsik devlet nazariyecileri, her devlet ÅŸeklinin, kendisine uygun bir davranış ilkesine, bir prensibe dayandığını, bu ilkeye uyulmadığı takdirde devletin bozulaca-ğını ve çöküntüye gideceÄŸini ileri sürmüşlerdir. Bu prensiplere, çaÄŸdaÅŸ siyasal bilim terminolojisine uygun olarak, bir siyasî rejimin dayandığı temel siyasî deÄŸerler sistemi adı da verilebilir. Bu konuda derin gözlemlerde bulunmuÅŸ olan ünlü Fransız düşünürü Montesquieu’ye göre, despotizmin (istibdat) prensibi korku, monarÅŸinin prensibi ÅŸeref, demokrasinin (cumhuriyet) prensibi ise, fazilettir.’ Atatürk, üstün sezgisiyle, Cumhuriyetin dayandığı ahlâkî prensibin “fazilet” olduÄŸunu ÅŸu sözleriyle ifade etmiÅŸtir: “Cumhuriyet nedir ve sultanlıktan farkı nedir ? Cumhuriyet, fazileti ahlâkiyeye müstenit bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide müstenit bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskâr insanlar yetiÅŸtirir. Sultanlık korkuya, tehdide müstenit olduÄŸu için korkak, zelil, sefil, rezil insanlar yetiÅŸtirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir.”
Cumhuriyet ile monarÅŸi arasındaki temel deÄŸer ve zihniyet farklarından biri de, cumhuriyetin “vatandaÅŸlık,” monarÅŸinin ise “uyrukluk” (tâbiiyet) kavramlarına dayanmasıdır. Ne kadar sınırlandırılmış ve anayasallaÅŸmış olursa olsun, her monarÅŸide geçmiÅŸten kalan ve çaÄŸdaÅŸ eÅŸitlik anlayışıyla baÄŸdaÅŸmayan birtakım ayrıcalık kalıntıları vardır. Meselâ monarÅŸilerde hükümdarın ÅŸahsı, kutsal ve sorumsuz sayılır. Hükümdarın suç iÅŸleyemeyeceÄŸi ve hata yapmayacağı varsayılır. Demokratik rejimin beÅŸiÄŸi İngiltere’de bile bu ilke, “Kral hata yapamaz” (the King can do no wrong) vecizesiyle ifade edilir. Cumhuriyet ise, bütün vatandaÅŸların eÅŸitliÄŸi ve devlet yönetimine eÅŸit olarak katılmaları temeline dayanır. Cumhuriyette devlet, vatandaÅŸların ortak iradelerinin ürünüdür. Türkiye Cumhuriyetinin her türlü
eşitsizliğe ve ayrıcalığa karşı oluşunu, aşağıda halkçılık ilkesini incelerken ayrıntılı olarak göreceğiz.
Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
KAYNAK: Milli Eğitim Bakanlığı Resmi Sitesi
Ekim 10th, 2009 at 12:39
[...] -2- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı / ÖRNEK YAZI -3- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı / ÖRNEK YAZI -4- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı / ÖRNEK YAZI -5- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı / ÖRNEK YAZI -6- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı / ÖRNEK YAZI -7- 29 Ekim [...]