islam, islamiyet, din, islam dini,cin,cinler,  kuran,kur'an, islam peygamberi, peygamber efendimiz, HZ. MUHAMMED

Cinlerin, İnsani Yönlendirmeleri

Bu tip aldatmalar genelde bir kişinin uyutulması (transa geçirilmesi) sonunda o cinnin;

-Ben Mevlana`nın ruhuyum!!!..

-Ben ………. babayım!!!..

Şeklinde kendisini tanıtarak orada bulunan kişilerle bağlantıya geçmesi sonunda; veya kalemle yazı yazarken kalemin kendi kendine yazmaya başlaması ve böylece o cinnin kendisini;

-Ben filanca kiÅŸiyim!!!..

Diye tanıtmaya başlamasıyla;

Veya, gene cinnin filanca evliyadan olan kişİnin ÅŸekline bürünerek o kiÅŸinin gözüne görünmesiyle gerçekleÅŸmektedir…

Bunlardan baÅŸka, tesadüf etmediÄŸimiz ÅŸekillerde de olması mümkündür…

Bizim bugüne kadar tesbitini yaptıklarımız, bu sahada daha fazla yukarıda anlattığımız üç ÅŸekildedir…

Meselâ gelen şahıs;

-”Ben Mevlâna`yım!.” der…

Sonra da orada bulunanlara tabiri uygunsa okkalı bir selam verir… Ve sonra da ağır bir lisanla konuÅŸmaya baÅŸlar…

Gerçekten, incelendiÄŸi zaman görülür ki, o uyutulan kiÅŸinin kapasitesi dışında bir konuÅŸma ÅŸekli ve bilgiler ortaya çıkmaktadır…

İşte bu durumda, cinlerin varlığını akla bile getirmeyen o kiÅŸiler otomatik olarak, kendilerine hitâbedenin “MEVLÂNA”, veya “……..Baba” olduÄŸuna inanırlar…

Bilhassa günümüz insanlarının dini konulardan, ruh, cin gibi varlıklar hakkındaki bilgilerden uzak olması yanısıra; üstelik buna bir de insanın yapısındaki gizliye olan ilginin çekiciliÄŸi eklenirse, bu konuÅŸan varlığa inanmanın ne kadar kolay olduÄŸu ortaya çıkar…

Düşünün ki, karşınızdaki bir kiÅŸi uyutuluyor ve sonra da konuÅŸmaya baÅŸlıyor, karşınızdaki yakından tanıdığınız kiÅŸi ile uzak yakın hiç ilgisi olmadık ÅŸekilde!… Üstelik bir de sizin geçmiÅŸte yaptığınız birtakım iÅŸlerden, veya o gün oraya gelmeden yaptığınız ve sadece sizin bildiÄŸiniz ÅŸeylerden bahsediyorsa!…

İşte böylece, yavaÅŸ yavaÅŸ o uyutulan kimsenin aÄŸzından konuÅŸmaya baÅŸlayan ve filanca velinin ruhu olduÄŸunu bildiren cinin etrafına birçok insan toplanmaya baÅŸlar…

Bu durum sonunda, o kişinin çevresine toplananların yapıları incelendiği zaman, hemen hepsinde ortak bir özellik görülür;

Pek çoÄŸu son derece iyi niyetli, samimi dine saygılı, dinin bir çok ÅŸartlarını yerine getirememekten üzüntülü, bir kurtuluÅŸ yolu arayan; ancak bütün bunlara karşılık, dini bilgileri son derece zayıf kiÅŸilerdir bunlar…

İşte böylece ben filanca babayım, veya “MEVLÂNA”nın ruhuyum diye kendini onlara tanıtan cin, bunların ortak yönlerini istismar etmiÅŸ; sonunda büyük bir kalabalığı çevresine toplamış olur…

Bu arada yavaÅŸ yavaÅŸ çevresine toplananların rüyalarına girer; onların bazı gizli hallerini onları üzmeyecek ÅŸekilde açıklar; ve böylece onların bu ortak yönlerini istismar ederek onları iyice kendisine baÄŸlar…

Daha sonra, zamanın ÅŸartları dolayısıyla bir müceddid gelemiyeceÄŸini, bu sebeple insanların artık sadece bu kanallarla uyarılacağını onlara anlatıp; onları bazı ÅŸeyler yapmaya sevkeder…

Namaz kılmalarını; sadaka vermelerini; Ramazanda oruç tutmalarını; iyilik yapmalarını; kötülüklerden kaçınmalarını; baÅŸkalarını kendilerinden fazla düşünmelerini telkin ederek, insanlık duygularını harekete geçirerek kendisine baÄŸlar… Bu birinci aÅŸamadır!…

İkinci aÅŸamada ise, esas ÅŸeytanlığını ortaya koymaÄŸa baÅŸlar…iÅŸte bu aÅŸamada, ancak dini çok iyi bilen kimselerin tesbit edebileceÄŸi bir takım inanç bozukluklarını onlara empoze etmeye baÅŸlar… Ki esas oyun da iÅŸte burada baÅŸlar…

Bazılarını “Vahdeti Vücûd” görüşüne sokar!… Ancak bu isim altında anlatılan gerçekte “vahdeti vücûd” anlayışı olmayıp, “PANTEİST” görüştür; “Vahdeti Vücûd” asla deÄŸildir!… kii böylelikle onları, kendilerinin “ALLAH” olduÄŸuna inandırmaya çalışır…

Ya da reenkarnasyon, yani yeniden bir bedene girerek dünyaya gelineceÄŸini ileri sürerek; Mevlâna`nın bazı tasavvufî sözlerini örnek getirmeye çalışır…

Böylece onları yanlış itikadlara saptırmaya baÅŸlar…

Nitekim onların bu durumlarını yakından takip eden dinî bilgilere sahip olan bir kiÅŸi onların İslâm`a uymayan yanlarını teker teker tesbit edebilir…

Kalemle aldatma ise, yukarıda anlattığımızdan daha basit bir yoldur…

Bu yolda kiÅŸ kendisiyle temasta olanı kesinlikle görmez…

Kalemi yazı yazar gibi kağıt üzerinde tutarken, kalem kendiliÄŸinden yazmaya baÅŸlar…

Önce kendine bir isim takarak meselâ:

Ben Mevlâna Celâleddin-i Rumi`yim!.. Ey bahtiyar kiÅŸi, ey “ALLAH” yolunun yolcusu, seni selâmlarım!..

Diye yazdırır… Yazan hayretler içinde kalmıştır. Ve devam eder…

Artık kalem kendiliğinden yazmaya alışmıştır!..

Onu yüksek bir kiÅŸi, zamanın en ileri gelen velilerinden biri olduÄŸunu söyler ve ona evliya olduÄŸuna dair birçok inandırıcı deliller vermeye çalışır…

Aklından geçen soruların cevaplarını kağıt üzerinde yazmaya devam eder….

Bu çeÅŸit kiÅŸi önceleri kalemin ne yazacağını bilmese de, ileride dikkat etmeye baÅŸladığı zaman, yazmadan önce o harfin veya kelimenin hatta daha sonraları da bir kaç kelimelik cümlelerin yazmadan önce kafasına geldiÄŸini tesbit eder…

Bundan sonra, filanca lakaplı cin ona ÅŸiirler, kitaplar yazdırır; çeÅŸitli kiÅŸlerin geçmiÅŸteki yaptıklarını anlatmaya baÅŸlar… Bu arada, onun itmadını kazanmak gayesiyle bazı geleceÄŸe ait kehânetlerde bulunur…

Bu konuda bir örnek verelim:

Bundan 1-2 yıl önce Ankara`da bir grubun yaptığı toplantılara kendini;

-BeÅŸir-il Kirami isimli melek!!!..

Diye tanıtarak gelen cin, geleceğe ait bazı kehanetlerde bulunmuş ve özetle;

-Yaklaşık 1974-75 yılları civarında üçüncü dünya savaşının çıkacağını; bu arada israil`in Arapları büyük bir yenilgiye uÄŸratarak Türkiye sınırlarına kadar geniÅŸleyeceÄŸini; Türkiye`nin üçüncü dünya savaşında pek az bir kayıpla kurtulacağını, 1980 yılı civarında da MEHDİ`nin Türkiye`den çıkacağını söylemiÅŸtir; Ki bu iddiaya göre de, “MEHDİ” diye beklenen kiÅŸi meleÄŸin(!) aÄŸzından konuÅŸtuÄŸu, yaşı 50`yi bulmuÅŸ ve hiç bir özelliÄŸi olmayan kiÅŸi olacaktır…

DemiÅŸtik ki, CİNler bir de velilerin ÅŸekillerine bürünerek, bir kiÅŸiye görünüp onu bu görüntüleriyle aldatıp kendilerine baÄŸlarlar…

Gene bu çeşit aldattıkları kişiler de, genellikle dinî bilgilerden yaklaşık olarak tamamen denecek kadar uzaktır.

Böyle bir görüntüyle birdenbire karşılaÅŸan kimse, önce adeta bir ÅŸok geçirir… Sarıklı, cüppeli, yani eski kıyafetli olarak karşısında gördüğü bu kiÅŸiye inanmamak onun elinde deÄŸildir artık… Ve inanır!..

Artık ne söylerse onu yapmaya baÅŸlar… Ondan duyduÄŸu birçok ÅŸeylerle çevresine bir hayli insan toplar… Ancak onun bu gördüğünü çevredekiler göremezler… O ne anlatırsa ona inanmak zorundadırlar… Fakat bir süre sonra, o çevresinde toplandıkları kiÅŸinin gördüğü ÅŸahsı, bazıları rüyalarında görmeye baÅŸlarlar…

Hattâ o kiÅŸi bazan çevresindekilerden kendisine tamamıyla baÄŸlanmış olanlara bu zâtı (!) gösterebilir de!.. Böylece artık kendisine son derece baÄŸlı bir topluluk meydana getirmiÅŸ olurlar…

Bu arada o kiÅŸi, kendisine deÄŸiÅŸik kıyafetlerle görünen aynı cinni deÄŸiÅŸik kiÅŸiler sanarak, kendisinin, baÅŸka evliyalarla bile görüşecek seviyeye geldiÄŸini zannetmeye baÅŸlar… Bazen de o cin yanına arkadaÅŸlarını alıp onları çeÅŸitli din büyükleri görünümünde göstererek o zavallı insanları iyice kandırıp kendine baÄŸlar..

Nitekim bazı kuvvetli cinne kapılmış kiÅŸilerin çevresindekilere, aynı anda bir kaç eski evliyanın kıyafetine girmiÅŸ cinni gösterebildiÄŸi; sanki o kadar büyük bir kiÅŸiymiÅŸ de, eskiden yaÅŸamış evliyalar onu ziyarete gelmiÅŸ havasını verebildikleri tesbit edilebilir…

Hatta bu konuda öyle durumlar meydana gelmektedir ki, bu kiÅŸi kendisinin cinler tarafından aldatıldığını bilmediÄŸi; ve kendisini cinnin yaptığı fikir aşılamaları sonunda çok büyük bir insan olarak gördüğü için, o anda çevresindekilere ne kadar büyük evliya olduÄŸunu göstermek gayesiyle bir kaç evliyanın huzuruna (!) girmesi için müsaade eder!!!.. Nitekim o anda bulunulan yerin kapısı açılır ve içeriye eski kıyafetler içinde 2 veya 3 hattâ 4 büyük ve meÅŸhur evliya sûretinde cinler içeri girer…

Böyle bir olayın meydana geliÅŸinde zaten büyük bir heyecana kapılmış olan orada bulunan kiÅŸiler artık asla farkedemezler bu gelenlerin cin mi, yoksa hakikaten eskiden yaÅŸamış bir veli mi olduklarını!… Bu olay ÅŸoke etmiÅŸtir onları!…

Artık bu olayı kendilerine gösteren kiÅŸiye, âdeta bir tanrıymışçasına baÄŸlanırlar…

Ancak, bunlardan hangi biriyle görüşülürse görüşülsün, hepsinin ortak özellikleri, daha önce de anlattığımız gibi, “cinleri inkâr etmek” olacaktır..

 

KAYNAK:
Ruh, İnsan, Cin – Ahmed Hulûsi

 

 

Bookmark and Share