‘Dirilen şehid’in Fransız torunları / HABER
.jpg)
‘Dirilen şehid’in Fransız torunları
Çanakkale Savaşı’nda esir düşen Türklerden biridir Tireli Çalık Hüseyin. Yıllarca Fransa’da yaşar ve orada ölür. Bugün torunları onun hatırasını yaşatmaya çalışıyor.
“Bakın hiç bize benziyor mu? Buraların insanı genelde mavi gözlü, beyaz tenli olur. Bu babasına, Türk soyuna çekmiş. Kara” diyor Emmanuelle Pieterarens, bir eliyle eşi Vincent Hüseyin’i diğeriyle de yavrusu Luna’yı göstererek… Luna, Fransa’nın kuzeyindeki Lille şehrinde yaşayan tarih öğretmeni Vincent Hüseyin Pieterarens ve tiyatrocu eşi Emmanuelle’in henüz kırkını çıkarmamış minik bebeği. 1915 yılında Çanakkale’de Fransızlara esir düşen Türk erlerinden Tireli Çalık Hüseyin’in torununun torunu.
Vincent Hüseyin, “Soyumuz Türk. Bundan da gurur duyuyorum” diyerek başlıyor anlatmaya, Türklüğüne sık sık vurgu yaparak. Ancak, bir gerçeği de itiraf etmeden geçmiyor: “Biz artık Fransızlaştık.” Vincent Hüseyin’in büyük dedesi Çalık Hüseyin, savaştan sonra memleketine dönmeyince askerlik şubesinde künyesine şehit; nüfus dairesinde ise kütüğüne ölü yazılan bir Çanakkale gazisi…
Evinde buluştuğumuzda Vincent Hüseyin Pieterarens oldukça heyecanlıydı. Hareketleriyle Türklere çok benziyordu. Beş saat boyunca hiç durmadan anlattı, aile şeceresinin izinde arşivden arşive koşuşturmasını…
Fransa’da tren yolu işçisi bir Türk
Dedesi, Çalık Hüseyin’in oğlu Gilbert (asıl adı Maurice Eugene Hüseyin Pieterarens) 1992 yılında vefat eder. Dedesinin Katolik olduğunu belirten Vincent; “Dedem, babası hakkında pek konuşmazdı” diyor. Bu yüzden, Vincent’in Çalık Hüseyin hakkındaki bilgileri de hayli sınırlı: “Tire’den Çanakkale’ye savaşmaya gelmiş ve esir düşmüş. Devamlı nargile çekermiş ve bir seccadesi varmış. İkinci kez evlendiği Fransız kızının ismi ise Rachel Marcotte.”
Çanakkale’de Fransızlara esir düşen Çalık Hüseyin, La Somme bölgesine getirilmiş. Büyük dedesinin daha sonra ulaştıkları kimlik kayıtlarında tren yolu işçisi olarak kaydedildiğini belirten Vincent Hüseyin, Fransa’nın o dönemde savaş esirlerini yol yapımında kullandığını söylüyor. Çalık Hüseyin, 1918 ya da 1919 yılında, daha önce Belçikalı biriyle evlenmiş olan; fakat ayrı yaşayan Marie Eugene isimli Fransızla birlikte yaşamış. Vincent Hüseyin, büyük dedesinin 1920 yılında mütarekenin ardından Türkiye’ye dönerek, köyünde işlerini hallettiğini, sonra da Fransa’ya geri döndüğünü söylüyor. Fakat, daha sonra ortaya çıkan bilgilerden Çalık Hüseyin’in köyüne varmadan Fransa’ya döndüğü anlaşılıyor.
Aile soyunu araştırma merakı yirmili yaşlarda başlar, Vincent Hüseyin’in… Sonra bu araştırmalarını derinleştirir. Hatta, 1987 yılında tek başına, 1988’de ise babası Bernard Eugene Hüseyin Pieterarens (Çalık Hüseyin’in torunu) ile Türkiye’yi turist olarak ziyaret eder… Organize turlarla geldiklerinden Tire’yi ziyaret edemezler. Vincent Hüseyin ve babası, ancak 1994 yılında büyük dedeleri Çalık Hüseyin’in izlerini araştırmak için haritadan buldukları İzmir’in Tire ilçesine ulaşırlar.
Çalık Hüseyin’i tanıyorum diyen sesi duyunca…
“Büyük dedemin yaşadığı yeri bulma ve ondan bir ize rastlama isteği neredeyse bir takıntı haline gelmişti” diye heyecanla anlatıyor Vincent Hüseyin… Tire’de ilk işleri postaneye giderek telefon rehberlerinde Çalık soyadını (Çalık, Çanakkale gazisi Hüseyin’in lakabı oluyor. Ailesi, soyadı kanunundan sonra Çalık’ı soyisim olarak kabul ediyor) aramak olur. Bulamayınca bu sefer Çelik soyadına bakarlar. Hatta, kendilerine yardımcı olan bir orman mühendisiyle “Çelik” soyadını taşıyan aileleri dolaşırlar. Sonuç alamazlar…
Korsika’da çalıştırılan binlerce Türk esir
Umutların tükendiği sırada, “Tire’den Çanakkale savaşına gidenlerin bir listesi olabilir” düşüncesiyle belediyeye gitme fikri çıkar ortaya… “Her şey tesadüflü” oldu diyerek şaşkınlığını dile getiriyor Vincent Hüseyin. Belediyede, bir iş için sırada bekleyen köylülerden biri Çalık Hüseyin ismini duyunca, “Çalık Hüseyin’i, tanıyorum” diyerek bağırır. Sonra, hep birlikte Tire’nin Kireli köyüne giderler. Çalık Hüseyin’in kız kardeşi Emine’nin soyundan gelen Süleyman isimli kişinin evine misafir olurlar. Meğer, köyde herkes Çanakkale gazisi Çalık Hüseyin’in hikâyesinden haberdarmış. Eldeki fotoğraflar karşılaştırılır. “Şaşırdık kaldık. İki üç gün önce geldik, kendimize bir aile bulduk” diyen Vincent Hüseyin, babasıyla üç dört gün köyde kaldıklarını dile getiriyor.
Fransa’ya dönünce doktora tezini Fransa’ya getirilen Türk esirler üzerine yapmaya karar verir Vincent Hüseyin… Dışişleri Bakanlığı ile askeri arşivlerde iz sürmeye başlar. Fransa’nın değişik bölgelerine getirilen binlerce Türk askerinin ismine rastlar. Örneğin, Korsika’da çalıştırılan bin kişilik bir Türk esirleri listesine ulaşır. Vincent Hüseyin, bunlardan birçoğunun büyük dedesi gibi Türkiye’ye dönmeyip Fransa’da kalmış olabileceğine dikkat çekiyor.
Gazetelerde dirilen Çanakkale şehidi
Savaş arşivlerinde büyük dedesinin isminden başka bir şeye ulaşamayan Vincent Hüseyin, onun Fransa’daki hayatına ilişkin bilgileri Amiens’deki kadastro arşivlerinde bulur. Arşivlerde, büyük ninesi Marie Eugene’nin ayrı yaşadığı ama resmen boşanmadığı, soyadı Pieterarens olan Belçikalı biri ile evli olduğunu görür. Çalık Hüseyin, evin hizmetçisi olarak geçmiştir kayıtlara. Marie Eugene, Çalık Hüseyin’den olan oğlu Gilbert’i de ayrı yaşadığı Belçikalının üzerine yazdırmıştır. Bundan dolayı, ailenin soyadı “Pieterarens” olarak devam ediyor.
Vincent Hüseyin, o dönemde bir yabancıyla, üstelik bir savaş esiri Türk’le evlenmenin iyi karşılanmayacağına dikkat çekerek, büyük dedesi Çalık Hüseyin’le gayr-i resmi olarak birlikte yaşayan Marie Eugene’nin toplumsal baskıdan çekinmiş olabileceğini söylüyor. Buna rağmen, isimlerine Hüseyin (Hussein olarak) eklenmiş. Marie Eugene, 1939’da vefat eder.
Dedesi Gilbert’den, büyük dedesinin Marie Eugene’nin ölümünden sonra birlikte yaşadığı 18 yaşındaki Fransızın ismini öğrenen Vincent Hüseyin, bu sefer de onun peşine düşer. Uzun araştırmalardan sonra Rachel Marcotte’u bulur ve büyük dedesine ait diğer ayrıntıları da ondan öğrenir.
Çalık Hüseyin, 1950’li yıllarda Rachel Marcotte ile birlikte Kireli köyüne döner. Köylü, Çanakkale’den dönmeyince künyesine ‘şehit’ yazılan Çalık Hüseyin’i görünce şaşırır. Kireli’ye gelerek Çalık Hüseyin’le görüşen gazete ve dergiler; “dirilen şehit”, “Kırk sene sonra Fransız dilberiyle döndü” gibi başlıklar atar… Çalık Hüseyin, 1953 yılında Aydabir dergisine verdiği mülakâtta, 1920 yılında Türkiye’ye geldiğini, fakat İstanbul’dan geri döndüğünü söylüyor: “Sene 1920, İstanbul’a döndüm. Doğru köyüme gidecektim. Bandırma’ya geçtim. Ama orada yine karşıma kara bir haber çıktı: ‘Geri dön, Yunanlar İzmir’e girdi. Yakalanırsın! Ne denir? Nasibimiz gurbetmiş! Çaresiz yine işgal altında inleyen İstanbul’a döndüm… Birkaç ay sonra da bir pasaport uydurup Fransa’ya geçtim.”
Uzun süre Fransız vatandaşı yapmazlar
Türkiye’de ölü olarak gözüktüğü için haklarından mahrum kalan ve zorluklarla karşılaşan Çalık Hüseyin, çaresiz, hayatının geri kalanını Fransa’da geçirir. Büyük dedesinin son yıllarını “acı ve hüzünlü” olarak niteleyen Vincent Hüseyin, Türkiye’de yok sayılan Çalık Hüseyin’in birçok kez Fransız vatandaşlığına başvurmuş olmasına rağmen hep reddedildiğini, ancak ölümünden bir yıl önce bu amacına ulaşabildiğini söylüyor.
Çalık Hüseyin, Fransa’ya döndükten sonra yakalandığı böbrek hastalığından kurtulamayarak 1955 yılında hayatını kaybeder. Rachel Marcotte ise Ali isminde bir başka Türkle evlenir. Bugün, Çalık Hüseyin’in hangi mezarda olduğu bilinmiyor. Fransa’da, bakımı yapılmayan mezarlar boşaltılarak yeniden kullanılmak üzere satıldığından, Çalık Hüseyin’e ait kabrin de bu şekilde ortadan kaybolduğu sanılıyor.
Bir başka acı gerçek ise şu: Marie Eugenie, çocuğunun soyadını Pieterarens yazdırdığı için soyu da kayıplara karışmış durumda. Vincent Hüseyin’in tek tesellisi ise büyük dedesinin hatırasını yaşatmak için erkek çocuğu olduğunda adını Hüseyin koyacak olması.
Vincent Hüseyin, fırsat buldukça Tire’nin Kireli köyünü ziyaret ediyor. En son ziyaretini 2001 yılında gerçekleştirmiş. Çanakkale’de, Fransızlarla Türklerin savaştığı cepheleri tek tek gezmiş. “Bir gün Türk vatandaşlığına başvurmayı düşünür müsün?” diye sorunca duygulanıyor ve “Aslında bizler burada Türkiye’nin Truva atlarıyız” diyerek espri ile karışık bir cevap veriyor.
KAYNAK: Ali İhsan Aydın – Aksiyon Dergisi Sayı: 512 – 27.09.2004
Şubat 2nd, 2010 at 08:12
[...] / İNCELEME AMİRAL BATIRAN MUHRİP / HABER SİMGE FOTOĞRAFIN SIRRI ÇÖZÜLDÜ / HABER ‘Dirilen şehid’in Fransız torunları / HABER 1915 yılında Almanlarca tasarlanan Çanakkale Anıtı / HABER Yeni Zelandalı bir askerin [...]