GiriÅŸ
Â
Â

Â
G i r i ÅŸ
Bilinen eski çağlardan bu yana insanlar dünyada çeşitli uygarlıklar kurmuş, her ulus kendi tarihini oluşturmuştur. Yaşanılan coğrafi yer, komşuları, sosyal ve kültürel yapısı toplumların tarihlerini etkilemiştir. Türkler dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşamakla birlikte ağırlıkla Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar ekseni üzerinde bulunmuşlardır. Anadolu Balkanlar ekseni Orta Asya’dan göçler sonunda oluşmuştur. Türklerin ana vatanı Orta Asya olmakla birlikte bu gün bu kavram değişmiş görevi Anadolu üstlenmiştir. Türkler tarihin genel akışı içinde Orta Asya’dan Anadolu’ya geçip Ortadoğu ve Anadolu’nun tarihini değiştirmiştir. Geçtikleri yerler gibi geldikleri Anadolu ve Balkanlarda insanlarla, coğrafyayla bütünleşmişler ve dost olarak yaşamışlardır. Gittikleri yerlerdeki kültürleri koruyarak oralara adalet, hoşgörü ve uygarlık götürmüşlerdir.[1]
Balkan yarımadası, bir coğrafya parçası olarak adını dahi Türkçe’den almış, Türk kültürüne beşik olmuş, Türk, Slav ve Germen kültürlerinin dönem dönem hakimiyet mücadelelerine sahne olmuş bir bölgedir.
Balkanların uygun doğal koşulları, yarımadayı insanlar için çekici bir hale getirmiştir. Çeşitli saldırı ve göçler sonucu oluşan dalgalanmalar, birleşim ve ayırım yolu ile şimdiki Balkan topluluklarının doğmasına neden oldu.
Tarihte etkili bir liste halinde uzayan barışçı ya da savaşkan halk hareketleri, bu çok eski dönemlerden beri aralıksız sürmüştür. Bu sürekli dalgalanmalar ret ya da özümseme karışımıyla günümüz Balkan halklarını doğurmuştur.
Dilleri ve kültürel gelenekleriyle belirlenmiÅŸ bu temel oluÅŸumlara tarih kendi kimlikleri altında yaÅŸamaya yetecek, ancak geçmiÅŸ dengeleri temelden de deÄŸiÅŸtirmeye yetmeyecek güce sahip kuvvetli grupları da etkilemiÅŸtir. Farklı Müslüman grupların kimliÄŸi konusunda ortaya çıkan karışıklık Balkanlar’da dinin etnik farklılaÅŸma bakımından taşıdığı muazzam önemi bir kez daha gösterir. TürkbaÅŸlar (TorbeÅŸler), Pomaklar olarak bilinen Türk Makedonyalılar bu durumu daha açık bir biçimde ortaya koyarlar.
Osmanlı’dan önce Makedonya’ya ve Balkan yarımadasının diÄŸer yerlerine iskân eden Türk boyları, bu toprakların tarihinde çok önemli rol oynadılar. Yaptıkları icraatlarla Balkan yarımadasının sosyo-etnik yapısını, olayların ve tarih akışının yönünü ve adı geçen yarımadanın kaderini deÄŸiÅŸtirdiler.
Hazar denizinin kuzeyindeki steplerde hüküm süren Hun Türkleri, Balkanlar ve Avrupa’ya ilk ayak basan Türkler’dir. 4. yüzyılın başından itibaren batıya doÄŸru ilerleyen Hunlar, 376 yılında Volga nehrini geçerek Balkanlar’da yerleÅŸmeye baÅŸlamıştır.[2]
İlerleyen yıllarda Hun İmparatoru Attila liderliÄŸindeki ordular Fransa ve İtalya’ya kadar ulaÅŸmışlardır. Ancak bu ilerleyiÅŸ uzun sürmemiÅŸ, Türk boyları kısa süre içinde eski etki ve güçlerini kaybetmiÅŸlerdir. Özellikle Slav göçlerini takip eden dönemde Türk boyları bölge halkının arasında asimile olmuÅŸtur. Bu asimile sürecinde günümüzde Makedonya’da da yaÅŸayan TürkbaÅŸları (yerel söylemle TorbeÅŸleri) etkilemiÅŸtir.
Â
Â
Leave a Reply